Sevişmek evrenle bütünleşmektir

Seks sadece bedenleri değil, ruhları ve kalpleri de birleştirir. Kadının da erkeğin de birbirine karşı daha hoşgörülü olmasını sağlar. İnsanların başarısının sırrı, çok büyük nüfuslar oluşturacak şekilde bir arada yaşayabilmelerinde yatar. Çünkü insan, başka hiçbir canlının dayanamayacağı nüfus yoğunluğu, stres ve karmaşa içinde bile hâlâ ayaktadır.

Bu uyum yeteneklerinin dışında insanlarda, yeni keşif ve maceralara açılma ve yeni şeyler öğrenmek için bitip tükenmeyen bir merak vardır.

Evrim sürecinde insanın merak ettiklerinin başında cinsel doğası ve yaratım gücü gelir.

Erkek ve kadının evrim süreci göz önüne alındığında erkeklerin daha çocukça davranış şekillerini benimsedikleri, daha az değişikliğe uğradıkları, kadınların ise daha çocuksu fiziksel özellikler kazanarak daha fazla zihinsel özellikler kazandığı görülmüştür.

Sevişmek de, bilhassa kadın bedeninin muhteşemliklerini göstermesi açısından ilginçtir.

Bir araştırmaya göre sevişmenin faydaları şöyle sırlanmış:

Anılar tazelenir: Seks, çok geniş bir kavramdır. Sadece cinsel organların birbirlerine değmesi, uyarması ve orgazm yaşanması, tek başına seks değildir. Eşler birbirlerine daha çok bağlanır, birbirlerini daha çok düşünür ve uyum içinde olurlar. Daha önce yaşadıklarını konuşur, zihinlerindeki hoş, birleştirici anıları tazelerler.

Kalpleri birleştirir: Seks sadece bedenleri değil, ruhları ve kalpleri de birleştirir. Özellikle kadında seks isteği bir fiziksel aktiviteden çok, ruhunu doyurmak amacı ile kendine gösterir.

Toleransı artırır: Duygularını partnerine sevgi dolu sözlerle aktarmak, eşler arasında var olan toleransın da artmasına neden olacaktır. Seks, kadının da erkeğin de birbirine karşı daha hoşgörülü olmasını sağlayacaktır.

İlişkiyi sıklaştırır: Cinsellikte, egoizmin ortadan kalkması, bütün ortak konularda daha açık ve paylaşımcı eşler yaratır. Eşlerin birbirlerine karşı olan bu yaklaşımları ve duydukları mutluluk cinsel uyarılma açısından da büyük önem taşır. Her iki eş de bu kadar mutlu oldukları bir ilişkiyi sık sık yaşamak isteyeceklerdir. Açık ve mutlu bir ilişki eşleri, “Onu nasıl daha mutlu edebilirim?” sorusunu sormaya ve yeni fanteziler üretmeye yönlendirecektir.

Bilgi paylaşımı artar: Eşlerin cinsellik konusundaki bilgileri, eşler arasındaki ilişkilerin başarısı ve çeşitliliği açısından önemlidir. Burada vurgulamak istediğimiz, eşlerin ne kadar çok cinsel deneyimi varsa veya ne kadar çok cinsel yöntem biliyorsa, o kadar başarılı oldukları değildir. Her çift, yaşadıkları kültüre göre bilgi edinecekleridir. Önemli olan bilgilerini geliştirmek için kaynaklara başvurmaktan çekinmemeleridir. Eşinin karşısına, değişiklik olsun veya ilgi çeksin diye siyah deri seksi elbiselerle çıkarsa belki de eşinin içinde büyük bir soğumaya neden olabilir. Bu nedenle, eşler kendi kültürel yapılarının izin vereceği değişiklikleri kendileri bulmalıdır. Ancak bu konudaki kaynaklar, onlara fikir verebilir.

Mutluluğu getirir: Cinsellikte atılacak bütün adımlar yakınlaştırıcı olmalıdır. Eşler, seks yaşamlarını ilgilendiren konularda çok dikkatli seçimler yapmalıdır ve eşlerinin düşüncesini mutlaka sormalıdır. Düzenli ve mutlu bir cinsel yaşam, sağlık, mutluk ve huzur getirecektir.”

Kısaca cinsellik bir tabu ya da sapkınlık değil, tam tersine en insani yanımızdır…

İnsan sevdikçe büyür, sevdiğine dokundukça zenginleşir ve seviştikçe parlar.

Kendiniz olarak sevmenizin ve sizi sırf “siz” olduğunuz sevenin muhteşem “karma”sıdır.

Yapılan araştırmalar, düzenli bir cinsel hayatın çiftlerin sağlığına büyük katkı sağladığını ortaya koymuştur.

Sevişmek, zinde kalmanın, form tutmanın ve kendini iyi hissetmenin en zevkli yöntemidir.

Şehvetle sevişmek arasında çok ciddi farklar vardır. Şehvet bildiğiniz tüm duyguları ve sizi yok eder. Düşünceleriniz sislenir, arzunun sanrısına kapılırsınız…

Şehvet, kusmaktır…

Sevişmek ise, yeniden ve yeniden yaratmaktır.

Sevişmek, yaratıma ve evrene gebe olmaktır.

Kadınlara ikiyüzlüce davranıp, “sevişme ile namus” cenderesine sokup, en güzel duygunun payandalarını kıran bizler değil miyiz?

Sevişirken insanın en masum, en doğal, en içten haline kavuştuğunu, dokunan ve savrulan bedenlerin, içindeki sonsuz yıldız tozunu evrene yaydığını biliyor muyuz?

Bu tanrısal tohumun, bizi kutsadığını ve kötülükleri yok ettiğini görebiliyor muyuz?

Ancak tabular ve kalabalıklar kirletiyor insanı. “Sevişmeyin, savaşın!” diyen korkunun generalleri de onlar…

Oysa arınmak için yalnızlığa ve aşka ihtiyacımız var.

Ve üç yıl önce, not defterime yazdığım gibi, “Tüm gerçek aşklar ve sevişmeler, cennetin de cehennemin de ötesindedir!”

Ne ölmek korkunçtur ne de sevişmek…

Orgazm anında kalbiniz durur. Ve Tanrı
ın garip bir ironisi olarak, sevişirken ölür, ölürken sevişirsiniz…

O an hem yaşamaktasınızdır, hem de ölmektesinizdir…

Çünkü ölüm gibi sevişmek de, önce kendiniz ve sevdiğinizle, sonra da bütün evrenle birleşmek, bütünleşmektir…

Ersan Erçelik, Milliyet Blog Yazarı

Yorum yazın